herkese merhabalarr
o kadar yogunum ki anlatamam, bir türlü yazamadım. neden yoğunum? işte asıl problem o noktada. hiçbişey yapmıyorum! yapmam gereken bin tane ıvır zıvır iş var ve ben hiçbirine zaman bulamıyorum. neden? onu hiç bilmiyorum. hani napıyorum ki acaba?
en son murat ayrıldı mailim geldi sanırım. murat 2 gece bizim flatteki odada kaldı kaçak olarak. sonra ona yurt buldular. yurdu biraz uzak o yüzden akşamları yine erken dönmek zorunda kalıyo :)
fotografları koyuyorum zaten görüyosunuzdur. pazartesi ünlü bi dj gelcek dediler gittik iğrençti cidden ve sonra çıktık. bu arada bu hafta welcome haftası ve her gün bölümünle buluşuyosun, bildiriler yapılıyo fln. yani bu hafta aaa ben okumaya gelmiştimm dediğim hafta oldu. ama güzel, sınıf arkadaşlarım çok komik. keziah (gana), nuşya (ing) ve rehan (hint) en iyi arkadaşlarım sınıfta ahahaha :). yunanlılar ve lübnanlılar var, 2 tane de alman var. ama sevimli herkes.
dersler haricinde eğleniyoruz küçük grubumuzla. çok komik böyle mesela bi anda biri mesaj atıyo ben chancellorsdayım diye hoop herkes oraya gidiyo fln. dün bankaya hesap açtırmaya gittik sonra aaa hadi sinemaya gidelim dedik. mike ben ulya melis eat pray love ı izledik. film biraz kopuk geldi bana yani kopuk değil de yüzeysel. sanki kitabı daha iyi gibi. öyle olur ya hani, neyse ki kitabı da var bilare okuyup karşılaştırmamı yapıcam.
pazartesi mail atmıştım zaten. salı ne yaptık? salı bölüm ıvır zıvırları vardı. sonra sierrayla çamaşırhaneye gittik, çamaşır yıkadık. onu beklerken wates house diye bi yere gittik yemek yedik. mike, ulya, melis geldiler. sonra kalktık yine çamaşırhaneye gittik. sanırsam 2 saat ordaydık kurutma çok uzun sürdü. orda tv var ve friends vardı. sonra bir uykumuz geldi anlatamam. sonra düşündük ki tv izlemiyoruz ya bayadır heralde kendimizi evde hissettik. sonra çıktık ordan odalarımıza geldik. mike mesaj attı roots bar diye bi yerdeyiz diye.
sonra hep berabercene roots bar a gittik. orası güzel kampüsün içinde, müzik çok yüksek değil, böyle evin turma odası gibi döşenmiş. orda o alnına yazı yazmaca oyununu oynadık. sonra 11.30 gibi kapanıyodu orası ama oyunu o kadar sevdiler ki chancellorsda devam ettik. sonraa odalarımıza gidip uyuduk. bu aradaaa yatağım artık dayanılmaz acılar veriyor bana. böyle içindeki sivri bişiler batıyo ama batmakla kalmayıp morartıyolar. sırtım da küçük morarıklar oldu düşünün o derece. ben de hemen receptiona gidip anlattım. bi de ısınma yoktu onu da söyledim. biz hepimiz hasta olduk kasıma kadar bekleyemeyiz dedim.
aslında cidden hasta olanlar var. yan oda arkadaşım Saad (bkz. ezan sesi), çok öksürüyo. ona teyzemin ilaçlarından verdim bugün iyileşmişti :D. neyse işte oraya gittim. sonra dün sabah kapı çaldı. bi adam geldi yatağıma baktı ve 1 hafta içinde değiştircez dedi çok mutluyumm. bi de ısınma olduu ama bu sefer de fazla oldu. şu an şort ve atletle oturuyorum düşünün. ki 3 gün önce kalın kalın kıyafetlerle oturabiliyodum.
dün yine bölümle ilgili bişiler vardı. sonra işte hesap açtırmaya gittik vs. sonra odaya geldik ve elife bişey hazırladım bugün doğumgünü olduğu için onun çalışmalarını yaptık burdakilerle. bu arada hala bitiremedik küçük bir teknik problem yaşıyoruz onu da mike çözcek birazdan onun yanına gidicem. sonraa chancellorsa gittik ama inanılmaz kalabalık bi de the wanted diye bi grup gelmişti konsere, yani inanılmaz kalabalık. dedik ki berkerin mutfağına gidelim. berkerlerin mutfağı (melis de orda oturuyo) yemin ederim benim odamın 2 katı. orda tabi ki kaçınılmaz son olarak görülen şey oldu ve ‘I never’ oynandı :S. ama jerry inanılmaz sarhoş oldu çünküü önce dedik markete gidelim şarap aldık işte isteyen istediğini aldı fln. berker ben viski kola içicem dedi jerry ben de denicem onu dedi. ilk bardakta sonra jerry ‘viski çok sertmiş’ dedi. sonra salak berker ve mike onun bardağına gizlice viski koymaya devam ettiler ve jerry çok komikti. ama hepimiz sarhoş olduk yani komik bi akşamdı. sonra odalarımıza geldik.
bu sabah sierra uyandırdı beni 9.30da, kahvaltı ettik beraber. sonra ben berkerle laundrye gittim (ona yardım etmek için). giderken de laptopumu götürdüm elifin hediyesi için bişeye bakmamız gerekiyodu. onu halletmeye çalıştık fln derkennn, berkerin işi bitti bilgisayarı normal her zaman ki gibi kapatıyım dedim. kırtt diye bi ses! ekran koptu kopucak şu an. galiba laptopumu bi daha hiç yerinden oynatamıcam. gerçekten napıcam bilmiyorum. town da bi apple store var ama kesin 1-2 hafta da vermezler ve garantisi bitti falan filan.
sonra elifin hediyesi işini orda çözemeyerek berkerin odasına gittik (kendisi teknolojik tanrı biliyosunuz ki). mike la melis de geldiler. orda da olmadı. sonra hepimizin işi vardı. sonra yapalım dedik. birazdan yapıcaz işte. ben ve melis tescoya gittik, mikeın dersi vardı. berker dinlencekti. sonra tescodan döndük. sierra hepimizi futbol oynamaya çağırmıştı gidicektik de ama saat 3de ben elimde market poşetleri, çantam ve kırık laptopumla çimlerde yalnızca oturup izledim. sonra onlar oynamaya devam etti ben odaya geldim. geri gidicektim ama artık daha fazla kaçınamayacağım bişeyi halletmeye karar verdim: ODAMI TEMİZLEMEK. korkunç bi deneyimdi arkadaşlar inşalla kimse kendi odasını toplamak zorunda kalmaz. hayır yani evde olsan artık ev ahalisi dayanamayıp bir el atar ya da en azından yerde gördüğü şeyi kaldırır fln. burda odanda sadece sen varsın ve herşeyi ordan oraya atarak yaşıyosun. ve herşeyi topladım, süpürdüm, dr. muscle banyoyu temizledi :) . şimdi de size mail yazıyorum.
benim hayatım böyle. yogun, bos, eglenceli.
sizler napıyosunuz??
sizi çok seviyorum ve özledim!