Bugün işte çok yoğun bir gündü. Çok, ama çok. Ve bazen bi işim oluyor, nasıl yapıcam nasıl başlıcam bilemiyorum falan ve bu sırada önce müzik açıyorum.
Mike’la ilk tanıştığımızda onun sevdiği müzik ve şarkılar bana çok uzaktı. Ama şimdi çok yakınlar. Bi playlistim var (aşağıda bir kaç şarkı), onu dinliyorum durmadan ama durmadan. İşte bunlardan bir şarkı başladı ve ben gerçekten hiç sevmediğim ve hiç istemediğim birşey üzerinde çalışıyordum ve bir anda inanılmaz mutlu oldum.
Sonra bir başka zaman yine ben böyle masamın başında binlerce şeyle uğraşırken bir koku geldi ve ben bir anda hop diye Surrey’deki odama gittim ve bir anda inanılmaz mutlu oldum.
Gelelim sadede. Bunlar bana bişey gösterdi, aklıma mutlu olmanın ne kadar kolay olduğu geldi. İşten çıkmış annemlere yürürken listemi düşündüm, o kadar uzundu ki sonuna ‘listenin uzun olması’nı da ekledim. Mesela dışarda kar varken sıcak evden dışarıyı izlemek, kız kıza şarap içmek, temiz çarşaflarda uyumak, en sevdiğin filmi tvde görmek, uzun zamandır ertelediğin bir şeyi yapmak vs vs.
İşte o yüzden bu postun adı ‘Neverending list’ ve bence böyle bir listeye sahip olmak müthiş!

Playlist:
On the radio – Regina Spektor
Oxford comma – Vampire Weekend
Merry Happy – Kate Nash
Goodnight and Go – Imogen Heap
You don’t know me – Ben Folds (feat. Regina Spektor)
Australia – The Shins
vs vs diye gidiyor.