Herkese selam!
2014 bitti, 2015 geldi. Yılbaşı gecesinin üzerinden 10 gün geçmiş bile… 2013 ve 2014’ten sonra 2015 de korkunç politik olaylarla başlasa da umarım önceki yıllardan çok daha güzel bir yıl olur.
Bu arada sene başında geçen seneki “New Year Resolution”larımı yazdığım dosyayı buldum, hepsini yapmışım! Bu sene herhangi bir “resolution”ım yok ama hedeflerim var. Bakalım neler olacak :).
En son Kasım’da yazmışım, kısa kısa son 1 ayda neler yaptığımızın üzerinden geçeyim:
Kasım ayının sonunda Şükran Günü – Thanksgiving vardı. Şükran Günü her sene Kasım ayının 4. Perşembesinde kutlanıyor. Dini değil tamamen yıllar önce kıtaya gelen İngilizlerin öle-yazdığı bir zamanda Kızılderililerden esinlenerek mısır vs gibi şeyler ekmesi ve açlıktan kurtulmalarının kutlaması diyebiliriz. Yani sahip olunan nimetlere duyulan şükranın hatırlandığı bir gün. ABD’de nasıl kutluyorlar derseniz, o Perşembe ve Cuma günleri genelde tatil oluyor. Perşembe günü aileler bir araya gelip hindi ve bir çok sebze, patates püresi vs yiyorlar. Genelde bu yemek öğlen oluyor ve Amerikalıların diğer yemeklerine kıyasla oldukça uzun süren bir yemek. Yemek sonrasında ise genelde aile aktiviteleri yapılırken bu sene “Black Friday” olarak bilinen alışveriş çılgınlığının Perşembe günü akşam 6’ya çekilmesiyle, insanların Noel alışverişlerini ucuza yapmak ya da 200 dolara 55 inch televizyon almak için birbirleriyle savaştığı bir akşama dönüşmüş.
Biz o gün Mike’ların aile dostlarının evine gittik. Her gelen yemeğin bir parçasını getiriyor, biz de Mike’la tipik bir Şükran Günü yemeğinde bulunması gereken kızılcık reçeli (evet kendimiz yaptık!) ve fırında fasulye getirdik. Yemekten sonra oyunlar oynadık, çok güzeldi. Oradan ben göreyim diye saat 7 gibi Wallmart ve Target’a gittik. Size sırayı anlatamam! En az 3 saatti biz gittiğimizde bekleme sırası. Bu insanlar sabahtan mağazanın önünde beklemeye başlayıp 6’da koşarak limitli sayıda olan indirimli ürünleri almaya çalışıyorlar. Zaten sırada bekleyenlerin alışveriş arabalarını görseniz anlarsınız erken girdiklerini. Televizyonlar, oyun konsolları, bisikletler… Oradan çıkıp bir alışveriş merkezine gittik, inanılmaz kalabalıktı! Michelle de geldi, 10’a kadar orada kaldık. Biz sadece Macy’s’den almamız gereken bir kaç hediyeyi aldık, Macy’s’de sıra yoktu ve baya kar ettik :).
Cuma günü işe bu sefer Michelle’lerin evinde Mike’ın anne tarafı toplandı aynı yemekten bir kez daha yedik, yine herkes bir şeyler yapıp getirmişti. Bayılıyorum Şükran Günü yemeğine. Aa bu arada söylemeyi unuttum; Mike’ın annesi ve babası ayrı olduğu için her aktiviteden 2 tane yapılyor. Şükran gününden önceki Cumartesi de babasında aynı yemekten yedik. Dolayısıyla bu seferlik 3 yemek oldu :).
—
Thanksgiving sonrası çok hızlı geçti. Aralık ayında ne yaptığımızı hatırlamıyorum bile. Ben biraz çalıştım, haftada en az 3 spora devam ettim vs.
Ağaç almaya gittik! ABD’de ve bazı diğer ülkelerde de yılbaşı ağacı çiftlikleri var. Ve yapma ağaç yerine insanlar her sene bu çiftliklere gidip ağaç seçiyorlar. Bizim gittiğimiz yerde bir traktörün arkasına oturuyorsun ve birçok farklı ağaç türü var, beğendiğin yerde durup iniyorsun. Kendi testereni kendin getirip istediğin ağacı kesip ödemeni yapıyorsun. Bir de ağacı bir nevi paketliyorlar, arabana yükleyip eve getiriyorsun. Ağaçlara üzülsem de neden böyle yaptıklarını anladım. Arkadaşlar o ağaç eve gelince o kadar güzel kokuyor ki anlatamam. Ağacı bir saksı gibi bir şeye koyup her gün suluyorsun. Ağaca sonra ne oluyor derseniz… Birkaç gün önce ağacın iğne yaprakları artık dökülmeye başlayınca biz de ağacı evden çıkarmaya karar verdik. Mike’a kalsa çöpe atacaktık!! Ama benim gönlüm razı olmadı ve çok ama çok soğuk bir Michigan gecesinde ağacı arabanın arkasına bağlayarak ormanlık bir yere gidip bıraktık. Mike’ın söylediğine göre tavşanlar çok severmiş düşmüş ağacın altında yuva yapmayı. İnşallah öyle olmuştur. Bu arada her sabah arabaya yürürken karda tavşan izleri görüyoruz, çok vahşi tavşan var burada.





—
Aralık yemek yapmaya çalıştığım bir ay oldu. İrmik helvası, fırında makarna (ama spagettiyle!), dolma gibi şeyler yaptım :D. Yazık Mike ne çok sevinmiş :)


—
Mike’la Boston’a gittik. Sadece 2 günlüğüne gittik ama bol bol gezdik. Harvard’ın eski ve yeni kampüslerini dolaştık, Boston’da şehrin içerisinden geçen “Freedom Trail”ı yürüdük. Nedir bu derseniz –> Freedom Trail Boston . Tek akşamımız vardı, onda da ABD’nin en eski resoranına gittik, çok güzeldi. Boston deniz ürünleriyle biliniyor, balık çorbası içip ıstakoz yedik. Akşamında da Boston’da çok popüler olan Irish Publardan birine gittik. Çok keyifli bir 2 gündü.



—
Sonra Elo geldi! Normalde 23 Aralık’ta gelecekti ama uçağında bebek hastalandığı için İzlanda’ya zorunlu iniş yaptılar ve bir gece orada kaldılar. Neyse ki ertesi gün gelebildi. Bu arada uçağın Chicago’ya indiğini zanneden (!) THY yetkilileriyle az kavga etmedik. İnsan kendi şirketinin uçağının nerede olduğunu bilmez mi? Neyse neyse geldi sonunda.
25 aralık Noel günü. 24’ü akşamı Elif ben Mike Mike’ın annesinin evinde kaldık. Sabah hep beraber kahvaltı ettik sonra hediyeler açıldı. Akşama kadar sıcak içecekler, bol atıştırmalık, oyunlarla geçen bir gün. Ama Elif’in şansına kar yoktu :(. Ertesi gün hep beraber (Mike’ın annesi ve Jake hariç) Michelle ve Ryan’ın evinde aynı günü baştan yaşadık. Tek fark bu sefer Mike’ın babası ve babasının karısı Cindy vardı. O akşam Michellerin evindeki kapalı havuza girdik. Elif jetlagden 1-2 saat uyusa da havuzu kaçırmadı :). O haftasonu Elif’e sevdiğimiz yerleri görstermek ve alışveriş yapmakla geçti. Grand Rapids’de sevdiğimiz restoranlara gittik, Founders diye bir biracı var oraya gittik, kumarhaneye gidip 21’de tüm paramızı kaybettik vs… — Elif’e kalsa daha da fazla oynayacaktık :D.
Pazarı Pazartesi’ye bağlayan gece Detroit’ten New York’a uçtuk. 29 Aralık’ta NY’taydık. O gün İngiltere’den arkadaşımız Sierra’yla buluştuk. Sierra ABD’li ama İngiltere’de yaşıyor. Noel için birkaç günlüğüne dönmüştü. O günün akşamında da Koreli arkadaşımız Neo (Choongsik Lim) geldi, onunla buluştuk. 30 Aralık bol alışveriş az sightseeingle geçti, akşamında New York’un Little Italy bölgesinde çok güzel bir İtalyan restoranına gittik — unutmamak için ismi: Peasant. Oradan da Elif’in bulduğu çok tatlı bir bara gittik.
31 Aralık’ta Neo Empire State binasına çıkmak istedi, hızlı pass almalarına rağmen en az 1.5 saat bekleyeceklerini öğrenince biz Elif’le çıkmamaya karar verdik. Nefes kesicidir NY o kadar yüksekten ama google’dan da görebiliriz dedik :). İyi ki de öyle yapmışız, o 1.5 saat 4 saat sürdü!! Onlarla buluşunca otele gidip biraz dinlendik. Akşam 8 gibi otelden çıkıp Times Square’e yürümeye başladık. Bu arada bilmeyenler için; Times Square yılbaşı akşamı İNANILMAZ kalabalık oluyor. İnsanlar sabahın erken saatlerinden itibaren orada beklemye başlıyorlar. Tüm gün şarkıcılar çıkıyor ve geleneksel “Ball Drop” var; 5-4-3-2-1 sayımı sonrası bir top aşağı düşüyor. Biz tabi ki o soğukta böyle bir şey için beklemeyi istemedik ve Time Square’in hemen yan sokağında bir bardaki partiye bilet aldık. 9-2 arası “open bar” yani sınırsız içki vardı. Çok güzeldi, çok eğlendik.
Ertesi sabah erken kalkıp iki farklı havaalanına doğru yola çıktık. Elo’cuğum İstanbul’a, biz Grand Rapids’e. Elo’yla ayrıldığımıza üzüldük ama çok eğlendiğimiz ve Şubat’ta görüşeceğimiz için mutluyduk. Neyse sonra Mike ben Neo Grand Rapids’e geldik. Neo’nun burada sadece 2 günü vardı. Biraz etrafı gezdik, biraz aileyle vakit geçirdik. Pazar günü Neo Chicago’dan 18 saatlik Japonya aktarmalı G. Kore uçuşuna başladı.






—
Son 3-4 aydır daha sakin bir hayat yaşadığımız için bu kadar etkin bir ay bizi de yordu, şimdi kendimize geliyoruz. Mike işe gitti, kar fırtınası var, pilates stüdyosu bile dersleri iptal etti :) Çok çok soğuk. Ben son günlerde sürekli Çılgın Bediş izliyorum. Çok ilginç bir izleyin bir kaç bölüm anlayacaksınız ne demek istediğimi. Türkiye’nin değişimini çok net görebiliyorsunuz. Bir de Mefaret ve dede’yi falan hatırlayın ahahah çok saçma.
Bu arada Mike bana noel hediyesi snowboard aldı!! Önümüzdeki hafta bir aksilik olmazsa Colorado’ya gidiyoruz! Geçen sene yoğun çalışma programında 2 gün ayırabilmiştik o günlerde de kar yoktu. O yüzden ikimiz de çok heyecanlıyız!

ABD’ye gelmeden her ay bir yere gitme planımıza şimdiye kadar sadık kalabildik. Şubat ayı ise çok karmaşık olacak. Şöyle ki Çinli arkadaşlarımız evleniyor – 1 Mart’ta. Ben Şubat başında Türkiye’ye gelmeyi planlıyorum. Mike’ın annesinin bedava biletiyle Avrupa’ya uçup oradan bilet alacağım için henüz tam tarihi bilmiyorum. Şubat’ta Çin vizesine başvurup, Şubat’ın son haftasında Çin’e gitmeyi planlıyoruz. Bu arada Mike işi sebebiyle Türkiye’ye gelemeyecek, direkt Çin’de buluşacağız. Derkeeen; bir de Hintli arkadaşımız Venkat’in düğün davetini aldık. Düğün Hindistan’da ya Şubat sonunda ya da Mart’ın ikinci haftasında olacakmış. Çok yoğun olacak ama düşünsenize Hint düğünü ne güzel olur!
Bir kaç fotoğraf daha koyuyorum, öylesine gözüme çarptılar diye. Öpüyorum!




—