heralde başımıza gelmeyen kalmadı..
8 eylül sabahı sabiha gökçende başlayan almanya macerası daha 2 günü dolmadan bize yetti… önce uçağa gecikme telaşı ardından binlerce çocuk ve dolayısıyla ağlama sesleriyle geçen korkunç uçak yolculuğu, inişte şakşakçılar vs
her neyse. düsseldorf havaalanı. bavul bekliyoruz. cansunun ki yarım saat geç geldi dedik herhalde merve (bilgin)nin laneti bu. çıktık ordan sanıyoruz ki ellerinde bi kağıtla (ezgi ve cansu diye) bizi bekleyen biri olcak ve bizi evimize (!) getircek. çıktık bakındık bakındık bakındık bakındık bakındık, kimse yok. dışarı çıktık bakındık bakındık bakındık kimse yok. cansuyla elimizdeki 2-3 telefon numarasını aramaya çalışırken benim şarjım bitti ardından cansunun kontorü. neyse telefonları değiştirdik cansu birilerine ulaşmaya çalışırken ben tekrardan içeri girip bakıyım dedim.
information desk e gittim anlattım durumu. kadın beni bi yere gönderdi: buluşma noktası ve ardından anonslar başladı hayzın fayzın mühtın kaytın ISM Dortmund şayzın. heralde bizim için dedim. 1 anons geçti gitti kimse yok. 2. geçti gitti tine kimse yok, ben bi 10 dk daha bekledim kimse yok. cansunun yanına gittim. cansu o sırada ISMden birine ulaştı kadın bize gidin mcdonaldsta yemek yiyin dedi bizim işimize geldi gittik yedik. o sırada telefon çaldı kadın 20 dk sonra geliyolar dedi. 20 dk geçti gitti, kimse yok. kadın tekrar aradı yarım saat dedi yine kimse yok. böyle böyle 3 saat geçti gitti. bu arada evlerini kiralıcaımız kızlar bizi evde bekliyolar ve bizde numaraları yok arayamadık. korku içerisindeyiz. tekrar telefon çaldı ve kevin adlı şahsın bizi almaya geldiği söylendi. kevin 16:45 te geldi ki biz oraya 12:55te gitmiştik.
kevin küçük minik peugeotsuyla bizim koca koca bavulları almaya gelmiş. arabaya nasıl sığdık ben hala anlamadım. cansu önde oturuyodu üzerinde binlerce şey arkadan benim sadece kafam çıkmıştı. bu garip vaziyette giderken kevinin yolları bilmediğini anladık ve yine stresli anlar başladı. saat 6 gibi eve vardık.
koca bavullar demiştim ya.. ev çatı katı ve asansör yok. öldük bittik. neyse ki eve geldik. ev süper(di). bayıldık eve. kızlarla ve kızlardan anikanın erkek arkadaşı sühayla tanıştık oturduk kontrat imzaladık. kızlar gitti. biz cansuyla hemen alışverişe gittik. bi market var güzel ona gidelim evin ordaki kıytırığa gitmeyelim dedik. e be salak kızlar bu alışverişin bir de dönüşü var. aldık da aldık aldık da aldık. cansu ıspanak bile aldı. kollarımız kopa kopa eve geldik. bi güzel yerleştik.
bu arada mahallemiz çok komik. herkes türk. herkess.
ilk bi call shopa gidelim dedik ailelerimiz arıyalım vs. türk sahibi var. onlarla sohbetleştik ve gördük ki burası bi call shoptan çok daha fazlası: telefoncu, saatçi, kırtasiye, bakkal, rent a car vs vs vs… burda ahbaplar edindik türkiye hakkında sohbetler ettik. sonra ben fark ettim ki şarj aletimi evde unutmuşum adamlar bana geçici telefon verdiler ve bugn sarj aletimden bulup bana verdiler.
neyse eve dönmek istiyorum. akşam çok güzeldi bişiler atıştırdık ve yattık.
BU SABAH!!!!
uyandık mutlu mutlu. hatta cansu ezgi çok mutluyum deyip durdu. kahvaltı hazırladık bi güzel (türk peynirleri çayları sucukları herşeyimiz var). sonra bütün evi temizledik. köşe bucak. evi süpürdük her yerin tozunu aldık mutfaktaki her şeyi yıkadık derkenn bi de şunu söyliyim. alışverişe gittik dedim ya nedense bi bulaşık makinemiz varmışçasına bulaşık deterjanlrı o 5i bi yerde kapsülleri parlatıcı fln aldık. kahvaltıdan sonra ben evi süpürürken cansu yanıma geldi ve bi küçük sorunumuz var dedi. almış tabakları çalkalamış bulaşık makinesine yerleştircekmiş ki bi bakmış bulaşık makinemiz yok çok güldük :).
her neyse bütün evi temizledik diyodum hatta cansu klozeti bile (iğrençç) temizledi. sonra duş aldık ve ikea ya gitmek için hazırlanmaya başladık. bugün normalde ikeaya gidicek sonra da dortmund merkezi keşfedicektik. ikea dan da yer yatağı vs alcaktık siz sevgili arkadaşlarımız için. hatta onları eve getirtçektik ev bizim ya!
ben dişlerimi fırçalarkene kapı zili çaldı. alla alla kim acaba dedik. cansu açtı bi alman kadıncağız kapıda. komşu sandık. kadın anika ve inesi sordu (asıl kiracılar). biz onlar gitti biz yeni ev sahipleriyiz fln dedik gülerek çünkü kadını komşu sanıyoduk ve türk misfirperverliği çerçevesinde şakalar yapıyoduk benim ağzım köpük içinde ve diş fırçalıydı o kadar rahattık yani. ta ki kadın bi anda bağırmaya başlayana kadar.
meğerse kadın ev sahibiymiş. ve böyle bişey nasıl olur diye bağırmaya başladı. biz otelden aldığımız taktikler neticesinde kadını içeri davet ettik ve oturttuk. kadın çıldırdı. kadın çıkın evden yoksa polis çağırcam diye bağırmaya başladı. biz kalakaldık hiçbişi yapamıyoruz. anlattık şöyle de böyle de size söylemiş olmaları gerekiyodu biz onlarla yazıştık ettik. kadın tam bir alman tam. bize diyo ki nasıl inanırsınız nasıl böyle bişi yaparsınız? cansunun cevabı: biz türkiyede insanlara güveniriz. kadın aptalsınız diyo ama çok gergin bi hava var. hemen kızları aradık bu arada kadın siz arayın ben para veremem telefona dedi. neyse aradık kadın onlarla tartışırken bi de okuldaki danışmanvari kadını anlattık başka kimsemiz yok çünkü. kadının bana telefonda söylediği ‘hadi ya bu da kimseye olmaz başınıza gelebilcek en kötü şey gelmiş’ iyice çıldırdık tabi. neyse kadın bağrış çağrış içinde cansu sinirinden ağlıyo ben bavul topluyorum çünkü kadın get off diyo başka bişi demiyo.
kızlardan biri kölnde diğeri hamburgda yaşıyo. kadın o carlamasıyla herkesin buraya gelmesini istedi ve insanlar yola çıktı. hamburgdan burası 4 saat düşünün kadının manyaklığını. neyse kadın çıkın çıkın dedi
ben koca bavulu yaptım, eşyaları vakumlu torbaya yerleştirdim vs o sırada cansu kadına eşyalarımızın bi kısmını bırakıp bırakamıcaımızı sordu. kadın lazım ve önemli olanları alın diğerlerini bırakın ama etrafta hiçbişi görmek istemiyorum dolaba atın dedi. herşeyi ama herşeyi dolaba attık. düşünün o kadar yerleştik heryeri temizledik ve tekrardan toplandık.
kadından korkuyoruz bu arada deli gibi. bize camı kapatın diyo gidiyoruz kapıyoruz şunu yapın bunu yapın. ama o kadar kötü ki gidicek hiçbi yerimiz yok. neyse çıktık kadın ben cansu. kadın iyice manyak bakın şimdi kapıyı iki kere kitliyorum biiiiir ikiiiii diyo. bu arada hep ingilizce konuşuyoruz. neyse aşağı indik kadın bizim pasaportları aldı herşeyi ama herşeyi yazdı ve siz şahidimsiniz o yüzden yazıyorum burayı imzalayın dedi. saatlerce bişi yazmak için uğraştı. meğerse anahtarları posta kutusuna atıyorum diye bi kağıt yazıyomuş biz de şahitmişiz manyak işte bunun için bişi yazılır mı???
attı bizi dışarı. koca çantalar ve laptoplarla kalakaldık. hemen bizim callshopa gittik. çünkü kadın pasaportumuzun her sayfasının fotokopisini istedi. callshop aynı zamanda kırtasiye olduğundan fotokopi de çekiyolardı. cansunun küçük bavulunu orda bırakıp yemek yemeğe merkeze gittik yürüyerek (10 dk). callshoptan bi ahbabımız bizi yörük adlı bi türk rest. götürdü. orda döner yedik ve 20 dklık kısıtlı zamanımızda h&me girdik bi kaç bişi aldık :). sonra koş koş evin önüne geldik. orda oturduk bekledik bekledik bekledik. deli kadın geldi. apartman kapısını açtı apartmanın içinde merdivenlere oturttu bizi yüksek sesle almanca bişiler okumaya başladı. biz gülsek mi gitsek mi anlamadık oturduk dinledik. meğerse deli kadın kira sözleşmeleri içeren koca bi kitabı almış yanına napıcaımızı düşünüyomuş. sonra bize şunu şunu yapıcaz dedi he dedik kafa salladık. kibarlıktan ölcez zaten korkuyoruz. sonra bizim evin yanında güzel bi park var oraya kahve içmeye gittik üçümüz.
kadın orda bişiler bişiler yazdı. biz bekledik. o sırada kızlar, süha ve inesin annesi geldiler. hararetli almanca tartışmalar yaşandı. ama kadın cidden manyak. 1-2 saat sürdü bu tartışmalar sonunda bizi evde tutmaya karar verildi. ya o kadar bitkindikki anlatamayız. 3 saat dışarda koca çantalarla gezindik akıbetimizi bilmeden. sonra kadın kalktı gitti. biz 1 saat daha oturduk meğerse bu ev sahibi manyakmış. sonra kalkarken fark ettik ki cansuyla bnm kahvelerimizi ödemiş üzüldü heralde.
şimdi evimize geldik ve korkuyla dolaba tıkmış olduğunmuz eşyalarımızı yeniden yerleştiriyoruz. uzun uzun anlatamadığımdan dolayı panik korku ve üzüntü halimizi pek iyi yansıtamamış olabilirim ama iğrenç bi gündü.
ikea ve şehir planımız yarına kaldı. cuma da okulda oryantasyon ve tanışma partisi var ama biz yaşlandık ve öldük 2 günde.
hepinizi öpüyorum
fotoğrafları koymak isterdim ama açım onlarla şu an deil 1-2 saat sonra uğraşıcam, imla hatalarım varsa affınıza sığınıyorum yorgunum ama mutluyum.