herkese tekrardan merhabalar
okulumuz yok ve hiçbi zaman olmayacaından endişe ediyoruz.. dersler 1 hafta sürüyo ve bizim hala dersimiz yok ve ilk ders bu hafta ama biz onu almıyoruz yarın okula gidip halletmemiz lazım :s
neyse cuma günü okula gittik oryantasyona. garip garip insancıklar var. toplamda 6 türküz. 30 küsür ispanyol, 1 çinli, 2 koreli, 1 avusturalyalı (ırmak çok şekerrr adı james ona senden bahsettim), 20 küsür fransız, 2 rus, 2 finlandiyalı, 1 kolombiyalı, 1 polonyalı (leh diyelim :)), 2 isviçreli vs vs..
ilginç bi oryantasyondu önce okulu gezdik hafiften sonra it oryantasyonu yaptılar bilgisayar kullanımı webmail şifreleri fln, sonra kütüphaneyi gezdik sonra alman kahvaltısı diye icat ettikleri bildiğin kahvaltıdan tattık. böyle bi sınıfı kapatmışlar masaları birleştirmişler. biz cansu ben ve aslen türk ancak fransada yaşayan nurayla oturuyoduk ki avusturalyalı james ve polonyalı kız masamıza ‘hiiiii’ diyerek teşrif ettiler. çok komikti ya öyle ayaküstü sohbetler fln herkes birbiriyle tanışıyo. ama 3 hafta önce almanca kursu için gelmiş bi 20 kişi var onlar fazla kaynaşık ve dışarıya kapalılar onların arasına giremedik henüz. sonraa saat 2.30a kadar öylesine oyalandık ve 2.30 da dortmund turu yapmak üzere otobüslere bindik.
bu arada hava durumuna bakmıştık ve güneşli 24 derece diyodu. incecik giyiip çıktık. okula gittik birden yağmur bastırdı ve buzz gibi oldu. donduk yani. hele otobüse bindiğimizde iyice üşüdük çünkü klima açıktı ve aptal rehberimizle şişko şöförümüz bizi hiç dinlemediler ve ben şifayı kaptım. neyseki ‘annem cansu’ ve ‘annem cansu’nun biricik ilaçları beni ayakta tutabiliyo :). tur iğrençti, kompleksli tur rehberi (kadın aynı ev sahibine benziyodu) sürekli otobüsteki fısıltıları dindirmeye çalıştı dinleyinnn fln diye bağırdı. sonra bi kömür müzesine gittik (dortmundda çok fazla kömür madeni varmış ama hepsi kapatılmış hatta en büyük madenin yerine 1.5 km uzunluğunda bi yapay göl yapıyolar eminim çok güzel olcak). biz cansuyla hem yorgunluktan hem açlıktan hem de soğuktan dolayı bitkindik ve bu müzeye daha sonra tekrar gelip uzun uzun gezme kararı aldık ve insanlar deli rehberle tur yaparken biz kahve içtik. sonra bi baktık kimse yok zar zor yakaladık insanları kapıda, bizi bırakıp gidiyolardı :D. Sonra okula döndük ve koşa koşa eve geldk bi güzel uyuduk dinlendik ve akşamki tanışma partisi için evden çıktık.
tanışma partisi güzeldi çok değişik bi içki verdiler hoşgeldin adına :) böyle shot bardaklarına koymuşlar biz de shot yaptık ama herkes yudum yudum içiyodu :). sonra ordan çıktık nightrooms diye bi gece klubune gittik bu ISM öğrencilerine bedava. orası da güzeldi de ben içkinin verdiği ağırlık, hastalık ve yorgunluk arasında sıkıştım sonra cansuyla çıkıp eve geldik.
normalde cumartesi pazar için köln planı vardı ama haftaya okulumuz olmaması sebebiyle bu geziyi haftaya erteledik. kölne gitseydik akşam kuzen dilek de kalcaktık iptal olunca o bizde kalmaya karar verdi ve cumartesi akşamı bize geldi. cumartesi sabah uyandık ve cansuyla bi güzel temizlik yaptık (bkz.facebook fotografları), çamaşır yıkadık vs. çamaşır makinesiyle uzun süre problemler yaşadık ancak sonunda vanayı açmayı unuttugumuzu fark ettik. tecrübe dedikleri bu olsa gerek yalnızsın kimseye soramıyosun ve kendi kendine öğreniyosun. akşam dilek ve sevgilisi geldiler bizi aldılr bişiler yedik sonra yalnızca ve yalnızca türklerin gittiği bi bilardo salonunda bulduk kendimizi. cansu inanılmazdı görmeniz gerekiyodu ahahahah :) adeta çocuklar gibi şendik, cansuyla araba yarışı yaptık fln. sonra çocuk bizi eve bıraktı eve geldik nedense pek bişey konuşmadan ve yapmadan sabah 6ya kadar oturduk sonra yattık ve pazar saat 1de uyanabildik. dilekin erkek arkadaşı gökhan geldi ve hep beraber evin yakınındaki parka gittik (bkz. facebook fotografları). parkımız çok güzel orda yürüdük sonra oturup kahve içtik. cansuyla oraya gidip çimlere yayılıp kitap okuma planlarımız var ama sanırım fazlasıyla üşengeciz :)
aaaaa bu arada cuma sabahı okula gitme telaşesindeyken ve geç kalmışken kapı çaldı bi açtım ve o… EV SAHIBI. yine geldi ve cansu kendini odasına kitledi ben kalakaldım kadınla. manyak kadın istanbul adreslerimizi kanıtlamamızı istedi. dedim ki ikametgah isteriz ama ne zaman gelir bilmiyorum, kadın yok bugune lazım diye tutturdu çok korktum yine bizi evden atıcak diye. en sonunda burdaki okula verdiğimiz kağıtları getirdim orda ev adreslerimiz yazıyo neyseki kadın onu kabul etti ve gitti. çok korkunçtu. dün sabah yine kapı çaldı ama bu sefer cansuyla açmadık evde yok numarası yaptık. :)
bizim burda bi yörük adlı rest. var merkezde. türk yemekleri var. bugün oraya gidip mercimek çorbası pilav ve patatesli köfte yemeği yedik ayran eşliğinde. sonra bize çay (halis muhlis demleme türk çayı) ikram ettiler (bkz. facebook fotoları).bi de o sırada bi müzik duyduk kilise müziği vari ve birikmiş insanlar gördük bi baktık ki bi binanın üstünde bant gibi bişi geçiyo isa ve ahalisi yavaş yavaş geçiyolar binanın tepesinde çok komikti o binada böyle bişi olması. şimdi evcağızımızda film izlicez.
bi de şeyi sölicektim cansu salağı heryeri türkiyede bi yere benzetiyo. bayılcam artık. ezgi bak burası barbaros bulvarı, burası beşiktaş, burası tünel, burası marks&spencer, burası ortaköy, burası ykm, burası şu burası bu burası ıvır zıvır baygınlıklar fenalıklar geçiriyorum bu kadar türkiye özlemi olmaz olsun..
hepinizi çok öpüyorum eminim anlatmak istediğim çok şey vardı ama unuttum bi dahakine artık
anne masumiyet müzesini okuyo musun?? başla hemen çok güzel