Bu yazıda Joanna Faber ve Julie King’in yazdığı ‘How to Talk So Little Kids Will Listen: A Survival Guide to Life with Children Ages 2-7’ kitabı hakkında konuşacağım. 

Geçen yazılarda Alfie Kohn’un ‘Koşulsuz Ebeveynlik’, Janet Lansbury’nin ‘No bad kids’, ve Isabelle Filliozat’nın ‘Denemediğim yol kalmadı’ kitaplarını inceledik. Bu hafta Joanna Faber ve Julie King’in beraber yazdığı ‘How to Talk So Little Kids Will Listen: A Survival Guide to Life with Children Ages 2-7’ kitabındayız . Ben kitabın İngilizcesini okudum. Türkçe çevirisi de mevcut; ‘Anne Baba Lütfen Beni Anla’ (Beyaz Baykuş Yayınları – Çeviri Esra Çetin).

Kitapla ilgili en hoşuma giden şey, kitabın başından sonuna kadar bir grup anne-baba ve onların çocuklarıyla ilgili bir çok örneğe yer vermesi. Zaten kitap her hafta buluşan bir ebeveyn grubun konuşmalarından esinlenerek ortaya çıkmış. 

A person is a person no matter how small. Dr Seuss

Kitabın önsözünü, yazarlardan birinin annesi Adele Faber yazmış. Kitabın ilk tohumlarının kızı Johanna ve birkaç arkadaşını (bunlardan biri de kitabın diğer yazarı Julie King) okula götürürken attığını söylüyor. Adele Faber, Haim Ginott’un öğrencilerinden biri olarak çocuk yetiştirme konusunda eğitimler veren birisi (kendisi de Haim Ginottun ebeveynler için yaptığı çalışmaya katılmış yıllar önce). 25 yıl sonra Adler Faber ilk kitabını yazıyor. Ve daha sonra birçok başka kitap daha. Yazdığı kitaplardan biri de ‘How to talk so kids will listen’. Yıllar sonra Adele’in kızı ve kızının eski arkadaşı bir araya gelerek, ‘How to talk so little kids will listen’ı yazmaya karar veriyorlar. Kitaplar arası tek fark ‘little’ kelimesi. Bu kitap 2-7 yaş arası çocuğu olanlar için bir hayatta kalma rehberi olarak ortaya çıkıyor. 

Yazarlardan Julie, özel eğitim isteyen bir çocuğu da olduktan sonra konuya iyice giriyor. Kendi 3 çocuğuyla zorluklar yaşamaya başladığında, kendi çocukluğundan en yakın arkadaşlarından Johanna’nın annesi Adele’in yöntemlerini hatırlıyor. Daha sonra çocuklarının okulu ebeveynlere eğitim vermeyi planladığını belirtince, Julie Adele’in kitaplarını baz alan bir workshop programı hazırlamaya karar veriyor. 8 hafta süren ilk grubu o kadar etkili oluyor ki, devam etmesi konusunda ısrar ediyorlar ve bu buluşmalar tam 4.5 sene sürüyor!

Bu sırada Johanna da kendi profesyonel hayatından, annesinden ve ne kadar bilgili olduğundan bahsedip kendi çocuklarım olduğunda her şeyin kendisi için ne kadar kolay olacağını düşündüğünü anlatıyor. Tanıdık bir hikaye di mi :) 3 çocuğun sonunda aslında hiç de ideal anne olmadığını anladığından bahsediyor. Kendini geliştirme süreçlerinde Joanna da bir çok workshop ve eğitim veriyor. Bu süreçlerde iki arkadaş sürekli iletişimde kaldığından, bir gün ikisinin bilgilerini birleştirip bu kitabı yazmaya karar veriyorlar. Asıl amaçlarını küçük yaşta çocuğu olanlara mümkün olduğu kadar pratik bilgiler üzerinden bilgilerini aktarmak olarak belirtiyorlar. 

Kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölüm çocuklarla uğraşırken gereken araçlar. İlk bölümdeki araçlara geçmeden önce yazarlar, çocuklar eğer açsa, uykusuzsa, yorgunsa bu uygulamalardan hiçbirine istenilen cevabı vermeyeceğini bildiriyor. Yani konuyla ilgili her kitapta gördüğümüz gibi, önce çocuğun temel ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmamış olduğundan emin olmalıyız. 

  • Chapter 1 – tools for handling emotions – İlk chapter diğer incelediğimiz kitaplarla çok benzer bir konudan bahsediyor; çocuğu anladığını bildirmek. Bunun farklı yolları olduğunu anlatıyorlar. Çocuk yoğun bir duygu yaşadığında, sadece sözle, ‘arkadaşınla buluşmak için çok heyecanlıydın biliyorum’ ya da ‘tren setin kırıldı diye çok sinirlendin’ demek genellikle çocuk için yeterli oluyor. Çocuk sadece duyulmak istiyor. Ama sözel konfirmasyonun yetmediği durumlarda, yazarlar çocuklara onları anladığımızı yazarak ya da çizerek de belli edebileceğimizi söylüyorlar. Mesela oyuncakçıda bir oyuncağı almadığınız için sinirlenen çocuğa hemen elinize kağıt kalem alıp ‘hadi gel liste yapalım bu oyuncağı da ekleyelim, ay sonunda seçelim birini’ deyip oyuncağın adını yazmak çocuğu genelde susturuyor. Bir de bazen sadece ‘hmmm,oo, evet’ bile demenin yeterli olduğundan bahsediyorlar. Çocuk aktif bir şekilde dinlendiğini bilmiş oluyor. Burada yazarların özellikle üzerinde durduğu şu noktalar var: ‘her duyguya yer vardır ama bazı aksiyonların sınırlandırılması gerekir’ ve çocuklar stressliyken onlara soru sormaya çalışmayın ve oyuncu anne baba olun.

  • **Tools for engaging cooperation **— bu bölümde çocukların yapması gereken şeyleri, onlara nasıl yaptırabileceğimiz anlatıyorlar. Diş fırçalamak, arabaya binmek, giyinmek vs vs., bazen de yapmaması gereken şeyler kardeşine vurma, yere düşen şeyi yeme gibi gibi. Buralarda da şunları öneriyorlar. 

    1. Oyuncu olun (örnek araba koltuğuna oturmuyor, ‘araba koltuğuna çıkan bu aşırı kaygan buzula tırmanmamız lazım tırmanıyorum’, örnek ‘merhaba ben bir çorabım, içine girecek ayak arıyorum’). 
    2. Seçenek sunun ama bunu oyun içerisinde yapın. Örneğin ‘yatağına tavşan gibi zıplayarak mı gidelim yoksa yılan gibi sürünerek mi’. Seçeneklerden birini çok kötü birini çok iyi bir şey olarak yapmayın. Çocuğa da size de uyan 2 seçenek bulun.
    3. Kontrolü çocuğa verin. Örneğin ‘Ali çıkma vaktimiz gelince bana haber verir misin’.
    4. Bilgi verin. Örneğin ‘çöpler çöpe atılır’. 
    5. Uzun uzun anlatmaktansa tek kelimeyle derdinizi anlatın, çöplerin çöpe atıldığını belirttikten sonra çocuğu çöpe yönlendirmek isterseniz sadece ‘çöp’ deyin. 
    6. Gördüğünüzü sesli ifade edin (hmm legoların bir çoğu ortadan kalkmış, çok az kalmış). Cevabı bilinen sorular sormayın (‘neden yapmıyorsun’ gibi). 
    7. Hissettiğinizi anlatın (‘yemeğin yere atılması hoşuma gitmiyor’). 
    8. Etrafa yazılı notlar koyun (günün saatleri olabilir, kask üzerine ‘beni tak’ olabilir). 
    9. Çocuğu kırmadan aksiyon alın. Açık ve net deyin ki ‘şimdi bu oyuncağı kaldırıyorum, diğer çocuklara vurmana izin veremem’).
  • **Tools for resolving conflict  **– burada sorun çözme üzerine öneriler var. Öncelikle sınırlarınızı güçlü bir şekilde belli edin. Eğer çocuğunuz birini itiyorsa ‘yeter, diğer çocukların itildiğini görmek istemiyorum’ diyerek anında müdahale edin. Yine çocuğu kırmadan aksiyon alın, birilerine vuruyor diye ona eve yürüyene kadar kızmak yerine sadece ‘şimdi eve gidiyoruz’ diyebilirsiniz. ‘Başka bir gün yine geliriz. Bugün çocuklara biraz sert davranıyorsun ve çocukların zarar görmesine izin veremem’. Ve bu chapterın asıl heyecanlı kısmı olan problem çözme tekniklerini uygulayın. Nedir bunlar? Önce çocuğun hislerini anladığınızı belirtin. ‘Hmm elimi tutmayı sevmiyorsun, elin serbest kalsın istiyorsun’. Burada hiçbir problemi küçümsememek önemli. Çocuğun yaşadığı neyse onun için çok önemli. Sonra problemi tanımlayın, ‘problem şu ki arabalar geçebilir’. Sonra çocuğun fikrini sorun ‘bu konuyla ilgili ne yapabiliriz?’ Ikinizin de sevdiği fikirlere karar verin. Örneğin ‘evet sen benim gömleğimi tut’. Böyle adım adım gibi gözükse de özümsediğinizde ikinizin de bağırıp çağırmasından çok daha etkili oluyor. Bizzat denedim test ettim. 

  • **Tools for praise and appreciation – **bu bölüm diğer bütün kitaplarla paralel. O yüzden biraz daha hızlı geçebiliriz. Bu kitapta da övgü ve takdirin, ‘süpersin çok iyisin akıllı kızım benim’ kalıplarından çıkarak gördüğünü anlatmak olması üzerinde duruluyor. Yani ‘ay evet bütün puzzle parçalarını birleştirmişsin’ demek. Ya da çocuğun yaptığının diğer insanlar üzerindeki etkisinden bahsetmek; ‘kardeşin bu sesleri çok seviyor, Baksana nasıl güldü’. Ve tabi ki olmazsa olmaz çabadan bahsetmek, ‘bütün parçaları dizdin köşeleri buldun ve teker teker birleştirdin’. 

  • **Tools for kids who are differently wired – **bu bölüm otizm ya da hassas ya da duyu bütünleme sorunu olan çocuklar için özel. Burada da aynı konularda, stresi daha fazla yaşayan çocuklarda nasıl ilerlemeliyizi anlatıyorlar. 

**Part 2 – **erken çocuklukta en sık karşılaşılan durumlar üzerinden bu araçların gerçek hayatta kullanımını anlatıyor. Bu konularla ilgili herhangi bir sorun yaşıyorsanız her zaman açıp başvurabileceğiniz bir başucu kitabı. Buralarda ki başlıklar ise şöyle:

  • Yemek kavgaları
  • Sabah telaşı
  • Kardeş kavgaları
  • Çocuklarla alışveriş
  • Yalanlar
  • Anne babaların da duyguları vardır
  • Gevezelik
  • Temizlik
  • Doktor ziyaretleri 
  • Utangaç çocuklar
  • Küçük kaçaklar
  • Vurma itme sıkıştırma
  • Uyku
  • Anne babalar kızınca
  • Onarım

Kitabın sonunda da bütün bölümlerin özetini bulabiliyorsunuz. Kitabın özellikle pratik konulara yaptığı vurgu çok çok hoşuma gitti ve hala daha açıp baktığım konular oluyor. Kesinlikle bir anne baba başucu kitabı.