Bu yazıda Janet Lansbury’ye pratiklik anlamında oldukça benzeyen bir başka yazardan ve kitabından bahsetmek istiyorum; Isabelle Filliozat. Isabel Filliozat’nın soy isminin yazılışını gördüğümden beri, yazarla Türk kökenleri arasında bağlantı kurmaya çalışsam da bu konuyla ilgili herhangi bir bilgiye rastlamadım :D.
Ben yazarın ‘Denemediğim yol kalmadı’ isimli kitabını okudum. Kitabın içerisinde birçok karikatür de bulunuyor. Bunları Anouk Dubois resmetmiş. Benim okuduğum kitap Kuraldışı Yayınevi’nden, çevirisini Ertuğrul Mehmed Koç yapmış.
Kitapla ilgili konuşmadan önce arka kapağındaki paragraflardan birini yazmak istiyorum:
Çocuğunuz yapma dediğiniz şeyi gözünüzün içine baka baka yapıyor mu? Yemeğini yemiyor ve yemeğiyle oynuyor mu? Alışverişe çıktığınızda “İsterim işte” diye tutturuyor mu? Hiç durmadan sorduğu sorularla sizi bunaltıyor mu? Yalan söylüyor mu? Ya da başkalarının yanında uslu dururken sizin yanınızda azıtıyor mu? Çocuğunuzun bu tür can sıkıcı davranışları aslında hiç tahmin etmediğiniz nedenlerden kaynaklanıyor olabilir. Bu kitap var gücünüzle ittiğiniz halde açamadığınız kapıları belki de sadece çekerek, kolayca açabileceğinizi gösteriyor.
Tanıdık geldi değil mi? İşte yazar kitapta tam olarak bunu yapıyor; bütün annelerin en zorlandığı konulara değiniyor, ve en önemlisi uygulanabilir yöntemler anlatıyor. Kitap başından sonuna örnekler ve örnekleri gösteren çizimler ile dolu. Bu hem kitabı daha akıcı bir hale getiriyor, hem de çocuklarımızın her gün değişen duygu ve davranışlarıyla ilgili anında danışabileceğimiz bir başucu kaynağına dönüşüyor.
Kitabı açtığınızda karşınıza çıkan alt başlık şöyle: ‘karşı koyma, ağlama ve öfke krizleriyle dolu 1-5 yaş arası çocukluk yıllarını huzurlu geçirme rehberi’. Müthiş, tam aradığımız şey, değil mi?
Kitabın ilk bölümü aslında daha önce bahsettiğim şeyleri içeriyor. Yazar bu bölümü ‘çocuklar bitkilerden daha karmaşıktır’ olarak adlandırmış. Burada çocukların yaşadığı krizler, yaptıkları kaprisler, aslında bu durumlarda onların asıl derdi ne, çocuklara sevgimizi yeterince hissettiriyor muyuz? gibi konuları örnekler ve çizimlerle işliyor. Burada daha önceki yazarlarda da gördüğümüz şu unsurlara dikkat çekiyor: çocuk ağlıyor, kriz yaratıyor, olay çıkarıyorsa ya bir uyaran arayışındadır, ya bir ihtiyacı vardır ya da gerilimini boşaltmak istemektedir. Yani aslında Pınar Mermer’in sıklıkla söylediği gibi, ‘Her davranışın altında bir ihtiyaç yattığını unutmayın’.
Kitabın daha sonraki 8 bölümü, 1-5 yaş arasını bölümlere ayırarak, bu yaşlarda ebeveynlerin karşılaştığı davranışları özetlemiş. Buralarda sadece başlıkları okumak bile insanı rahatlatıyor, ‘ha evet sadece benim çocuğum değilmiş, demek ki bu yaşın getirdiği bir şey bu’ diyor insan. Yazar her bir alt başlıkla ilgili bu davranışın arkasında yatan bilimsel nedenden bahsederek bir nevi çözüm sunuyor. Çıkarılacak çözüm genelde ‘bu davranış normal, onu olduğu gibi kabul etmeliyim’ şeklinde. Buralarda alt başlıklar şöyle;
- 1-1.5 yaş arası – *ebeveynin ‘hayır’ evresi *
- 1.5 – 2 yaş arası – çocukların ‘hayır’ evresi
- 2-2.5 yaş arası –* sırayla, düzenli, düzensiz*
- 2.5-3 yaş arası – ben ben ben yapacağım, kendi başıma
- 3 yaş – beraber
- 3.5-4 yaş arası – hayal gücünün, harikaların ve karabasanların doğuşu
- 4 yaş – *yapabilmek, kuralar ve benlik imgesi *
- 4.5 – 5 yaş arası – *benlik bilinci ve sosyalleşme konusunda çekilen sıkıntılar *
- bölümde yazar sınır koymaktan bahsediyor. Sınır koymak duyarlı ebeveynlikte çok önemli bir unsur. Aslında çocuğa sınırlı bir alanda sınırsız özgürlük vermek gibi düşünmeliyiz. Yani çocuk tabi ki çocukluğunu sonuna kadar yaşayacak, ama en dış limitleri bilecek. Bunun yanı sıra yazarın bazı pratik önerileri şunlar:
- ‘Hayır’ dan ziyade ‘dur’ de
- Yapamayacaklarını söylemektense olanakları vurgula
- Ancak her şeye evet deme, sağlıklı düş kırıklıkları yaşamasına izin ver. Yazarın dediği gibi ‘çocuğunuzun öfkesini göstermeye hakkı vardır; bu düş kırıklığı karşısında hissedilen doğal bir duygudur. Kendisini düş kırıklığına uğratan ebeveynine öfkesini belli etmeye hakkı vardır’.
- Sınır koymak, izin vermek ve bilgilendirmek, yasaklamaktan daha etkilidir. Örneğin; ‘havuz kenarında koşmak yok’ yerine taşların üzerinde yürüyün, çimenlerin üzerinde koşabilirsiniz’ deyin. Diğer örnek; ‘şapkanı tak’ yerine ‘gölgede başınız açık, güneşte şapkayla gezin’ diyebilirsiniz.
Diğer kitaplarda da gördüğümüz gibi bu kitapta da Isabelle Filliozat cezaya asla diyor.
En sevdiğim bölümlerden biriyse yine diğer kitaplarla paralellik gösteriyor. Bir sorunu sekiz aşamada çözmek:
- Daima ilişkiye öncelik tanımak (sevgi haznesini hep dolu tutmak)
- Her yaşın kendine has ihtiyaçları olduğunu bilmek
- Düşünmek, sorun kimde?
- Bu belirti hangi soruna işaret ediyor?
- Amacımız ne? Ebeveyn olarak ne hedefliyoruz?
- Farklı davranış seçenekleri geliştirmek, yani esnek olmak
- Karar verdiğimiz davranışı uygulamak
- Sonuca varmak
Siz de aşırı pratik örnekler üzerinden çocuğunuzun içinde bulunduğu yaş aralığında sıklıkla karşılaşılan sorunlar ya da konuları okumak, ebeveyn olarak nasıl bir yol izleyebileceğinizi görmek istiyorsanız, Isabelle Filliozat’nin bu kitabını mutlaka okuyun. Ayrıca yazarın diğer kitaplarından da çok övgüyle bahsedildiğini ekleyeyim.
Kitabın sonunu da çok seviyorum, spoiler verir gibi oldu ama bu rehber kitapta ne spoileri :D. Yazar kitabi şöyle sonlandırıyor: ‘çocuğumuzun hayatındaki her döneminin tadını çıkaralım. Hepsi de göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Hayatta bir tek gerçek aciliyetimiz var, o da SEVMEK’. Gerisi gerçekten de o kadar önemli mi?