Janet Lansbury’yi ilk ‘No Bad Kids’ isimli kitabıyla tanıdım. Ali ile Paris’e gidiyorduk ve bu kitabı almıştım, 2 yaşını henüz geçmişti ve kitap birçok ihtiyacıma cevap olmuştu. Kitap oldukça kısa ama pratik bilgilerle dolu. Bu arada Janet Lansbury’nin podcast serisi de var, podcastleri de tamamen bunun üzerine. İnsanlar kendi sorunlarını gönderiyorlar ve Janet her bölümde bir mektubu dinleyerek o insana, o spesifik olay uzerinde öğüt veriyor.
Neyse şimdi kitaba dönelim. Kitabın ismi ‘No Bad Kids’. Türkçeye henüz çevrilmemiş ama biz şöyle çevirebiliriz; ‘Kötü Çocuk Yoktur’. Alt başlık olarak da ‘ayıpsız çocuk disiplini’. Kitabın girişinde Janet Lansbury hayatını çocuk yetiştirme teorilerini pratiğe çevirmeye adadığından bahsediyor ve bu kitabı teorileri pratik hayata uygulamaya çalışan ebeveynlere rehber olması açısından yazdığını söylüyor. Kitapta birçok gerçek hayat örneği var. Bu kitap aslında o kadar çok konuyu işliyor ki sanırım özetini özetini yapmakta en zorlandığım kitap bu olacak.
‘Unconditional Parenting’ kitabında olduğu gibi burada da çocukla kurulacak pozitif iletişimin her şeyin başı olduğu belirtiliyor. Yani bu kitap da duyarlı ebeveynliğin pat diye değil yıllara, anne-baba ve çocuk arasındaki iletişimin güçlü olmasına dayalı olduğunu anlatıyor. Sağlıklı ve etkili disiplinin ana unsuru bizim tutumumuzdur.
Çocuğumuzu sevmek onu sürekli mutlu etmek ve güç savaşlarından kaçınmak dememektir. Genelde bize en zor gelen şeyi yapmaktır, ‘hayır’ demek. Çocuklarımız bizim direkt ve içten cevaplarımızı hakederler, böylece doğru ve yanlışı içselleştirebilirler ve kendi kendilerini disiplin etmeyi öğrenirler. Hayır derken mutlaka nedenini açıklayın diyor.
Çocuklar beyin gelişimlerinin bir parçası olarak limitlerini denemeyi severler, burada sizden net şeyler duymak isterler, bazen aynı şeyi bir sürü kez tekrar edebilirler ve her defasında sizden aynı cevabı duymak isterler. Bu tamamen doğal ve normal bir durumdur, bazen altında bizden yardım istedikleri belirtisi vardır (örneğin bir doğum gününde over-tired olmuş bir çocuk sürekli etrafındaki çocuklara vurup size bakıyorsa bu size aslında ne kadar yorgun olduğunu göstermek istemesidir).
Kitapta anne babalara kılavuz olabilecek birkaç başlık var. Bunları şöyle özetleyebiliriz:
- Disiplin kurmanın başında öngörülebilirlik ve gerçekçi beklentiler olmalı diyor, yani bebek günlük rutinini bilecek ki kendisinden ne beklendiğini anlayabilecek. Bunun için en doğru yerin ev olduğunu söylüyor. Yani tabi ki çocuğu bazı yerlere götürmek zorundayız ama unutmamalıyız ki çocuğa öncelikle tahmin edebileceği günler yaratmalıyız.
- Çocuğun davranışlarından, sizi zorlamasından korkmayın. Ebeveynler genelde diğer insanlar ne der derdine çok düşer ve çocuklarının kaba saba davranışlarından çocuklarının ‘kötü bir çocuk/birey’ olacağını düşünürler. Ama bu çocukta ters tepebilir ve çocuk bu sıfatları içselleştirebilir diyor. Örneğin çocuğunuz yüzünüze top atarsa bunu sizi sevmediğinden değil sizden limitlerini öğrenmek istediği için yaptığını bilin, çocuğa sinirlenmeyin diyor.
- Olaylara olay anında ve bir CEO gibi sakince cevap verin. Bu biraz pratik ister. Zorlandığınız durumlarda kendinizi bir şirketin CEOsuymuş gibi düşünün ve ona göre kendinizden emin ve duruma hakim bir şekilde hataları düzeltin diyor. Yani sinirlenmeyin, duygusallaşmayın. Çünkü çocuğumuz yaptığı şeye karşı bizim ne hissettiğimizi bilmek ister ve kuralları öğrenmek ister, ve sorumlu olanın biz olduğumuzu bilmek ister diyor. Ders verme, duygusal tepkiler, azarlama ve cezalar çocuğunuza bizden beklediği netliği vermez, ve çocukta utanç ve suçluluk yaratır. Tam bir şey olurken “bunu yapmana izin vermeyeceğim, eğer bir kez daha atarsan onu senden almam gerekecek’ deyin diyor. Ama eğer o an geçtiyse, sonrasında söylemeniz bir işe yaramaz. Sadece sözle yapmayın, bazen gerektiğinde müdahale edin (örneğin kardeşine vuruyorsa, yapma acır demekten sonra bir de gidip kardeşi kucağınıza alın). 2 yaşındaki çocuğunuz arkadaşının doğum gününe gitmek üzereyken tam kapıdan çıkarken hayır gitmeyeceğin demeye başladı, ne yapmalısınız? Ya şimdi gidelim ya 3 dakika sonra demelisiniz ve 3 dakika sonra hala diretiyorsa ‘şimdi gitme vakti’ deyip kucaklayıp götürmelisiniz. Yani önce çocuğa seçme şansı verin, sonra net olduğunuzu gösterin (tabi gitmeniz gereken bir yerse).
- Birinci ağızdan konusun. Çocuklarla olabildiği kadar direkt iletişime geçin diyor. Örneğin kendinizden anne çok kızar, baba çok kızar gibi bahsetmeyin. Sizin limitlerinizi anlayabilmesi icin çocuğun direkt sen ve ben ilişkisi kurması gerekiyor diyor. `anne zıplama zamanı bitti demişti duydun mu’ yerine, ‘daha fazla zıplamana izin veremem’ daha net ve işe yarayan bir cümle.
- Mola yani time-outa kesinlikle hayır diyor. ‘Time-out zımbırtısını boşverin’ diyor, özellikle çocuğun bir davranışı sebebiyle onu cezalandırmak istiyorsanız. Eğer çocuk topluluk içinde kendini kontrol edemiyorsa, bu çocuğun yorgun olduğunu ve artık eve gitmesi gerektiğini gösterir diyor. Bu durumda çocuğu kucağınıza alıp arabaya taşımak (o bağırıp çağırsa bile) saygılı iletişim yoludur diyor. Bazen evde tantrum geçiren çocuğu odasına ya da sessiz bir yere taşımak ve ağlamasına ve dövünmesine izin vermek gerekir diyor, tabi yanında kalmak şartıyla.
- Sonucuna katlanma. Bir çocuk en iyi, yaptığı şeyin doğal sonucuna maruz kalırsa öğrenir diyor. Mesela eğer çocuk yemeğini atıyorsa, yemek bitmiş demektir. Giyinmek istemiyorsa, peki o zaman bugün parka gidemeyiz. Çocuk bu sonuçlara karşı çok tepkili olabilir ama saygılı bir iletişim sağlamış oluruz, çocuğa adaletli bir sonuç sağlamış oluruz.
- Bir çocuğu ağlıyor diye disiplin etmeyin. Çocukların davranışlarını kontrol etmek için kurallara ihtiyacı vardır ancak bu limitlere karşı istediği tepkiyi göstermekte özgür olmalıdır. Bebeklik ve çocukluk zor zamanlardır, çocuklarımız çelişkili duygular içerisindedir. Çocukların kendi hislerini özgürce dile getirme / gösterme hakkı olmalıdır. Özellikle koyduğumuz kurallara karşı sinir, hayal kırıklığı, kafa karışıklığı gibi duygularını bizim yargılamamız olmadan göstermelini teşvik etmek önemlidir.
- Koşulsuz sevgi. Bir disiplin metodu olarak sevgimizi ve desteğimizi kapatmak, hele hele anlık bir davranışa karşı bunu yapmak çok yanlıştır. Çocuk yaptıklarından bağımsız şekilde koşulsuz sevileceğini bilmelidir.
- Şaplak ya da hafifçe vurma -ASLA. 2500 gençte yapılan çalışmalara göre 3 yaşlarında daha sıklıkla ‘hafifçe vurulan’ çocukların 5 yaşında daha agresif oldukları saptanmıştır. Çocuğa fiziksel zarar vermek sevgiyle yapılan bir davranış değildir, ve maalesef çocuk bu ikisini kafasında birleştirir.
Kitapta bir de sık yapılan yanlışlar kısmı var. Burada da Janet Lansbury şu konuların üzerinde duruyor:
- Cezalar — cezaların uzun dönemli zararları olmasa bile bir işe yaramadığını söylüyor. 2. Çocuğu ‘ihtiyacı olan bir cocuk’ olarak görmektense ‘kötü çocuk’ olarak kodlamak. Bundan eğitimlerinde Pınar Mermer de söz ediyor. Çocuk ‘kötü’ olarak nitelendirdiğimiz bir şey yapıyorsa bir ihtiyaç içerisinde demektir. 3. Çocuğun çoğu zaman tek ihtiyacı duyulduğunu, anlaşıldığını bilmek.
Eğer bu tür bir disiplin işe yaramıyorsa ne yapmalı peki? Bu durum için de yazar şunları öneriyor:
her zaman çocuğunuzla konuşun, onu anladığınızı ve empati kurduğunuzu görsün, ihtiyaçlarını tekrar gözden geçirin, kaçırdığınız bir şey olabilir mi? Ve oyuncu olun. Her durumu hafifletmek ve hatta çocuğa bir şey öğretmek istediğinizde oyun yolunu seçin.
Janet Lanabury’nin Podcastine gelecek olursak: adı ‘Unruffled, Respectful Parenting’. Her hafta bir ebeveynin mektubunu okuyup konuyla ilgili bilgilendirme yapıyor. Burada işime yarayan o kadar çok konu dinledim ki anlatamam. Hemen hemen hepimizin günlük hayatında sıklıkla karşılaştığı her sorun ve Janet’in cevabını bu podcastlerde dinleyebilirsiniz.
Benim Janet Lansbury ile ilgili en şaşırdığım şey yazarın ebeveynlik ya da çocuk psikolojisi alanlarıyla ilgili hiçbir eğitim ya da bilimsel çalışmasının olmaması. İster okullu ister alaylı olsun herkese ve her şeye karşı çocuğun tarafını tutan, çocukların savunucusu bu tür insanlara bayılıyorum.