Şimdi işteyim. Biraz önce biri beni aptal yerine koydu. Evet evet aptal. En sevmediğim şey. Çünkü beni tanıyanlar bilir ben aptal değilim. Aksine akıllıyım. Valla bak. Ve bu beni hiç tanımayan adam beni aptal olarak görerek bana “git bana kahve getir” diyerek beni odadan çıkarttı. Neden mi? Çünkü ona yardım ediyordum.
İşte böyle zamanlarda Ezgi Ezgi’ye diyor ki “nereden nereye”. Ne işin var senin burda diyo. Sen ki aşağıdaki satırları yaşamış insansın, nasıl oldu da böyle bir yerde böyle sıkıştın.

Çölde sandboarding denilen kum üstünde snowboard yaptım. Dünyanın en beyaz bulutunu en mavi gökyüzünde gördüm. Piranha yakaladım (balık tutmaya gittik). Omuzlarımda maymunlarla yürüdüm ve boynuma bi yılan sarıldı. Amazon yerlileriyle dans ettim ve amazon shamanıyla korkunç bi halüsinasyon bitkisi içtim. Elektriksiz 4 gün geçirdim. Shamandan her hastalığa iyi gelen 7 bitkinin kökünden yapiıan bi ilaç aldım. Taze şeker kamışı suyu içtim. Tek oyuncağı bi kaplumbağa (gerçek) olan bi çocuk gördüm. Tarantulalarla oynadım (korkunçtu). Çok güzel gökkuşakları gördüm, boyle her rengi belirgin belirgin. Pembe yunuslar gördöm. Öyle güzel kokular kokladim ki kraliçenin bahçeleri halt etmiş, çünkü bu kokuların bahçivanları yok. Kucağıma tembel hayvan aldım. 12 saatlik bir botla Peru’dan çıktım ve dünyanın en korkunç şehrinde 1 gece geçirdim, ve dünyanın en pis odasında kaldım.
İşte şimdi de aptal oldum.