Aylar önce Gizem ve Ahmet bize iş için San Diego’ya geleceklerini söylediklerinde yaptığımız bir plandı California. 7-10 Mayıs arasında da gerçek oldu! 4 günlük kısa bir zamanda, çok şey gördük, çok gezdik. Neden California hakkında bu kadar çok şarkı yazıldığını, neden tüm filmlerin / dizilerin burada geçtiğini, neden ünlülerin (!) burada yaşadığını çok net anladık. Uzun uzun yazmak yerine, fotoğraflarla California seyahati işte böyleydi:
6 Mayıs Çarşamba
6 Mayıs Çarşamba akşamı Grand Rapids’den Los Angeles’a doğru yola çıktık. Aynı saatlerde Gizem ve Ahmet de San Diego’dan trene bindiler. Onların treni, tren raylarına atlayıp intihar eden biri yüzünden biraz geçikse de, bizim Las Vegas’ın üzerinde olduğumuz saatlerde onlar beraber kalacağımız Venice Beach’teki apart otele yerleşmişlerdi. Aşağıdaki de Las Vegas’ın gökyüzünden görüntüsü.

7 Mayıs Perşembe
Mike’la ben havaalanından araba kiralayıp Gizemlerin yanına gittik (saat 23:00 gibi). O akşam bizim Grand Rapids’den getirdiğimiz biralar eşliğinde hasret giderdik :). Ertesi sabah biz Mike’la biraz erken uyandık. Los Angeles Grand Rapids’den 3 saat geri, dolayısıyla biz de sabah 6’da uyanmış olduk. Gizem ve Ahmet hazırlanırken meşhur Blue Bottle Coffee’ye gidip hepimize kahve aldık.

Gizem ve Ahmet’i de alıp Venice Beach’e gittik. Aşağıdaki fotoğraflar Los Angeles’ın meşhur plajından. Şansımıza hava çok sıcak değildi.



Sonra acıktık (tabi ki) ve 2. Dünya Savaşı’ndan beri dekorasyonu değişmemiş bir ‘diner’a gittik; Snug Harbour.

Gizem’in bulduğu “Superdrink”çi den smoothielerimizi aldık. Benim boğazım çok ağrıyordu, daha sağlıklı bir şey aldım. Mike’ınki havuçluydu. Ahmet’inki zencefilli sanırım. Gizoshine’ınkini hatırlamasam da eminim içinde “kale” vardır (kale ABD’de çok melhur bir yeşillik, ıspanakla kara lahana arası).

Sonra Los Angeles’ın sanat müzesi Getty‘ye çıktık (çıktık çünkü şehrin tepesinde). Sadece dış alanları gezdik :)

Getty’den sonra uzun bir süre Los Angeles’ın film ve dizilerden aşina olduğumuz ünlü ve zengin sokaklarında arabamızla turlar attık, çok güzel evler ve mahalleler gördük. Sonra Hollywood’a geldik. Burada arabayı park edecekken bize üst kata bırakın dediler. Biz tabi ki Gizem’le arabadan indik, Mike’la Ahmet arabayı park etmeye gittiler. O sırada üzerinde bulunduğumuz arka sokakta bir tanıdık ses duyduk, meğerse Jimmy Kimmel’ın programı varmış açık havada. Daha sonra Mike ve Ahmet de gelince Hollywood sokaklarında yürüdük. Bu arada Mad Max filminin galasına denk geldik. Jusan diye bağıran kızlar vardı ve Jason denen kişi geldi, imza verdi. Uzun boylu ve şapkalıydı, biz tanımıyoruz sandık kim olduğunu ama sonradan Gizem öğrendi ki bu adam Game of thrones’daki Khal Drogo‘ymuş. Neyse. Sonra biz arabaya gönderken Jimmy Kimmel’ın ‘backstage’ine bir bakalım derken tanıdık bir ses daha duyduk. The Killers Mr. Birghtside şarkılarını söylüyordu. Sonra şarkı bitti ve Killers’ın solisti bizim yanımıza gelip, yanımızda duran 5-6 kıza imza verip fotoğraf çektirdi. Biz şaşkınlıktan sadece adamın fotoğrafını çektik. Sonra da Jimmy Kimmel’ı gördük :). Biz arabamıza doğru giderken 100 kişi koşarak bizim durduğumuz yere gitmeye çalışıyordu. Şansa biz doğru zamanda doğru yerdeydik. Neyse sonra oradan çıkıp West Hollywood’da Gizem’in daha önceden NY’da gittiği “Fig&Olive” adlı restorana gittik, çok çok güzeldi ama ben iyice hasta hissediyordum :(.



8 Mayıs Cuma
Cuma sabahı erken kalkıp yola koyulduk. Çünkü bugün Amerika’nın meşhur otoyollarından “Highway 1” üzerinden San Francisco’ya gidecektik. Arabaya sığmamız biraz zor oldu, aşağıda sebebinin bir fotoğrafı mevcut :D. Yol 9 saat sürer zannettik ama 12 saat sürdü. Bu arada Malibu’da, adını bilmediğim pahalı gözüken bir semtte, yemek için In-N-Out Burger’de, bir çok kez tuvalet molası ve benzin için benzin istasyonlarında, inanılmaz bir şans eseri “Elephant Seal” denilen yani Türkçe’ye deniz fili diye çevrilen hayvanları doğal ortamlarında görebildiğimiz bir sahilde, ve Highway 1!in en meşhur kısmı olan Big Sur’da fotoğraf için durduk. Uzun sürse de hepimiz için duraklarımız, gördüklerimiz ve müziklerimizle kesinlikle o uzunluğa değer bir gün oldu. Dördümüz de kullandık arabayı. Saat akşam 8 gibi San Francisco’ya varabildik.





San Francisco’ya vardığımızda hava kararmaya başladığı için meşhur Golden Gate köprüsünü uzaktan görebilsek de fotoğrafa yansıtamadık. O akşam San Francisco’nun “Fisherman’s Wharf”unda dolaştık, yemek yedik, dondurma yedik. Sonra Gizem’in dayısı ve tatlı ailesinin evine gittik. Gece orada kaldık.



9 Mayıs Cumartesi
Meğer yolda çok yorulmuşuz, çok derin uyuduk. Sabah kalkıp Gizemlerle vedalaşıp Napa’ya gidecektik ama Ertekin ailesi bize kahvaltı hazırladı ve erkenden gitmektense kısa da olsa tatlı sohbetler yaptık. Buradan tekrar tekrar çok teşekkür ediyoruz :). Kahvaltı sonrası vedalaştık ve ben çok üzüldüm :(.

Sonracıııma, biz Mike’la Napa’ya doğru yola çıktık. Napa çok çok çok güzeldi. 8 tane şaraphaneye gittik, her biri hakkında görüşlerimi not aldım. Merak eden, Napa’ya gidecek olan olursa hemen paylaşırım. Buraya uzun uzun yazmıyorum. Toplamda 4 şişe aldık, biri Mike’ın uzun süredir istediği özel bir Cabernet, diğer üçü de beyaz şarap. Napa’nın güzel yanı şu; etraf güzel, şaraphaneler çok güzel, imalatçılar çok özenmişler hem iç hem dış dekorasyona, hem hava güzel, hem restoranlar güzel… Mike’ın en büyük hayali Napa’da bulunan “French Laundry” isimli çok ünlü restorana gitmek ama rezervasyonları 2 ay önceden alıyorlar ve bizim gideceğimiz dönem restore ediliyordu. Ama biz yine de görmeye gittik ve sanırız o gün ilk günleriydi! Çok şık insanlar giriyordu içeri, sanırız özel bir açılma partisi vardı. Mike’ın tabela ile fotoğrafı aşağıda :D. Napa’yı o kadar çok beğendim ki ileride en az 1 haftalığına tekrar gelmek isterim (bilmeyenler için; Napa ABD’nin şaraplarıyla ünlü bölgesi).





Napa’dan biraz kuzeye gidip benim uzun süredir görmek istediğim California eyaletinin meşhur ağaçlarının bulunduğu bir parka gittik. Bu ağaçların 2 çeşidi var; birincisi Yosemite’nin içinde bulunun ‘dünyanın en geniş gövdeli ağaçları’ ve ikincisi ‘dünyanın en uzun ağaçları’. Bizim gördüklerimiz uzun ve eski olanlardı. En geniş gövdelileri de mutlaka bir gün görmek istiyorum (bkz. buraya). Biz parka girince çok duygulandık (gülmeyin, valla bak). Ağaçlar ortalama 1000 yaşında, en yaşlısı 1400 yaşındaydı. Boyları 100 metre…



Parktan sonra Sonoma bölgesinde bulunan otelimize gidecektik ki Mike’ın bayadır her yerde (gittiğimiz her yerde ve California’da her markette) aradığı, ABD’nin en iyi IPA’i olarak bilinen “Pliny the Elder” isimli biranın bira fabrikası (Russian River Brewery) ve restoranının otelin sokağında olduğunu öğrendik. Bütün gün şarap denemekten biraz bitap düşmüştük ama yine de gitmek zorundaydık. Mike oradan 12 şişe aldı, Michigan’a getirdi. Burada özel bira koleksiyoncusu olan arkadaşlarıyla bir kaçını takas ederek çok özel başka biralara kavuşmuş oldu :). O akşam otelin yakınlarında bir yerde yemek yedik ve erkenden uyuyakaldık.


10 Mayıs Pazar
Normal şartlarda planımız alarmsız uyanarak, geze geze San Francisco havaalanına gelmekti (uçağımız 3’teydi). Ama United Havayolları’ndan gelen iptal mesajıyla şok olduk, hemen yola koyulduk. Mayıs ayı evet ama yine de Denver (Kolorado) daki kar yağışı sebebiyle aktarmalı uçuşumuzun ilk kısmı 2 saat rötar yaptı, ikinci kısmı ise iptal oldu. Bize bilet parasını iade ettiler. Biz de Mike’ın annesinin standby koltuklarıyla Chicago’ya gelip oradan araba kiraladık. Saat değişiklikleri ve uçak rötarlarıyla Pazartesi sabahı 5’te eve gelmiş olsak da, o günün Mike’ın bütün gün kendisinin şirket yöneticilerine sunum yapması gereken gün olması sebebiyle 7’de kalktık. Çok yorucu bir haftaydı anlayacağınız ama kesinlikle her şeye değerdi!